Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor. Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir" denildi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yurt içi ve sınır ötesindeki faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
"171 şahıs yakalandı, 18 bin 897 kişinin geçişi engellendi"
Aktürk, hudut güvenliğine ilişkin verileri paylaşarak, "Kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiği hudutlarımızda hafta boyunca 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 171 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.695 olmuştur. Engellenen 1.968 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 18 bin 897’ye ulaşmıştır" dedi.
Terörle mücadele operasyonlarına ilişkin de bilgi veren Aktürk, "Geride bıraktığımız hafta içerisinde 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir" ifadelerini kullandı.
"MSÜ tercih süreci 24 Nisan’a kadar devam edecek"
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) sınav ve tercih sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk,
"1 Mart’ta 629 bin 129 adayın katılımıyla gerçekleştirilen MSÜ sınavı sonuçları 24 Mart’ta açıklanmış, 25 Mart’ta başlayan tercih işlemleri kapsamında bir hafta içerisinde 55 bin aday Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları için tercihlerini tamamlamıştır. Tercih işlemleri 24 Nisan’da tamamlanacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
"TSK, uluslararası görevlerde barışa katkı sağlıyor"
Türk Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası görevlerine de değinen Aktürk, "Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Somali, Katar, Bosna Hersek ve Kosova’da dost ve müttefik ülkelere destek vererek bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 1952’den bu yana üyesi olduğu NATO’nun kuruluş yıl dönümüne de dikkati çeken Aktürk, "İttifak içerisindeki sorumluluklarımızı kararlılıkla yerine getirmeye devam edecek, NATO’nun barış, güvenlik ve istikrara yönelik faaliyetlerine katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi.
Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, "İsrail ve ABD tarafından İran’a yapılan saldırılarla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla şiddetlenen savaşın, bölgeye daha da yayılma tehlikesi devam etmektedir. Tüm ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumumuz sürmektedir" ifadelerini kullandı.
İsrail’in Lübnan, Suriye, Batı Şeria ve Gazze’deki saldırılarına da değinen Aktürk, "Uluslararası sistemin meşruiyetinin ve uluslararası hukuka olan inancın daha fazla zedelenmemesi amacıyla, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası toplumu İsrail’in bu saldırganlıklarının önlenmesi için sorumluluk almaya davet ediyoruz" dedi.
Tatbikat ve faaliyetler sürüyor
Aktürk, TSK’nın tatbikat ve eğitim faaliyetlerine ilişkin de bilgi vererek, "29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet (Cinnah-13) tatbikatları devam etmektedir. 3-10 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ile Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan Tatbikatı icra edilecektir" açıklamasında bulundu.
Somali görev grubunun intikalinin sürdüğünü belirten Aktürk, "TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş gemilerimizin Somali’ye intikali devam etmekte olup 3-4 Nisan’da Cibuti’ye liman ziyareti gerçekleştirilecektir" dedi.
Savunma sanayisinde yeni teslimatlar
Savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin de bilgi veren Aktürk, "Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca Yeni Nesil T-155 Kundağı Motorlu Fırtına Obüs, 5.56 milimetre Hafif Makineli Tüfek ile 17 kişilik karinalı bot envantere alınmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından muhtelif silah ve mühimmat teslimatları gerçekleştirilmiş, Millî Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 6’ncısı İstif sınıfı fırkateyn Akdeniz’e entegre edilmek üzere teslim edilmiştir" ifadelerini kullandı.
Toplantının ardından MSB tarafından, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in düşen C-130 uçağı hakkındaki iddiaları ve Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı ve NATO Karargahlarına ilişkin açıklamada bulunuldu.
MSB tarafından yapılan açıklamada, bir siyasi parti genel başkanı tarafından TSK’yı hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamaların kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyon olduğunu belirtilerek, "Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmî açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır. Özellikle Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür. Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhâl başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır. Millî güvenliğimizi ilgilendiren konularda somut delillere dayanmayan mesnetsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmî açıklamaların dikkate alınması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin hususlarda eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı kaydedildi.
Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmaların ilgili makamlarla koordineli olarak yürütüldüğü belirtilen açıklamada, sürecin tamamlanmasının ardından gerekli bilgilerin milli güvenliği zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşıldığı bildirildi.
"Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir"
Açıklamada, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışının Montrö Boğazla Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayandığı aktarılarak, "Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir" ifadelerine yer verdi.
"Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir"
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği ‘Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu’nun NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişim olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır. Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024’te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi Karadeniz’de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin millî mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte; komuta ve karargâh görevi altı aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9’uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir."
Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olduğu hatırlatılan açıklamada, Türkiye’nin ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu ve NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev sorumluluklar üstlendiği vurgulanan açıklamada, "NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır" ifadelerine yer verildi.
NATO planlarında, bölgesel bir Türk Kolordu Karargâhı tarafından Türkiye’nin savunmasının NATO kuvvetleri ile koordinesi ve gerektiğinde görevlendirilecek olan kuvvetlerin emir ve komutasının yürütülmesi planlandığı kaydedilen açıklamada, "Bahse konu karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesi millî makamlar tarafından uygun görülerek MNC-TÜR kurulumu 2024 yılında NATO makamlarına bildirilmiştir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır ve çokuluslu karargâh statüsü henüz onaylanmamıştır" denildi.
"Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor"
Deniz harekât alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti’nin kurulmasının planlandığı aktarılan açıklama, şöyle devam etti: "Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargâha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görevlidir. Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargâhı ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz’e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor.
Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir. Sonuç olarak; savunma ve güvenlik konuları, eksik bilgi ve sığ bakış açısıyla yorumlanamayacak ve günlük tartışmalara konu edilmeyecek kadar önemlidir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından yapılan resmî açıklamaların takip edilmesi ve dezenformasyon içeren haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir."