Kocaeli’nin Gebze ilçesinde özel bir hastaneye hasta götüren 112 personelinin, hastane yönetimi tarafından içeriye alınmadığı ve tehdit edildiği iddiası yargıya taşındı. Görevi başındaki kadın paramediğe yönelik "Sana neler yapardım", "Ben Yüksel’e de söyledim, onun da haberi var. Bana ’Tamam hocam’ dedi. Senin oradan da girişini kapattım. Benim elimin kolumun neye uzandığını anlayacaksın", "Bir daha hasta getir, bak bakalım neler olacak" şeklindeki iddiaların da yer aldığı dosyayı inceleyen savcılık, hastanenin yöneticisi ve tıbbi direktörü hakkında 7,5 yıla kadar hapis cezası talep etti.
Kocaeli’de görev yapan paramedik Didem Arslan Aktaş’ın (35), hasta nakli için gittiği Gebze Özel Merkez Prime Hastanesi’nde, 28 Ocak 2024 ve 2 Şubat 2024 tarihlerinde iki ayrı olayda özel hastane yöneticileri tarafından tehdit edildiğini belirterek yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı.
Gebze Cumhuriyet Savcılığı, görev başındaki sağlık çalışanına yönelik "sair tehdit" suçunun işlendiği değerlendirmesiyle, tıbbi direktör Koray Topçu (62) ve hastane yöneticisi Hakan Höbek (61) hakkında 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar ayrı ayrı hapis cezası talep etti.
"Üstlerim izin verirse hastayı kabul edeceğim"
Gebze Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede olay detaylı olarak anlatıldı. Olay, 28 Ocak 2024 tarihinde hasta nakli için ambulans ekibinin, bir hastayı Gebze’de bulunan Özel Merkez Prime Hastanesi’ne götürmesiyle başladı. Yapılan ön muayenede vertigo teşhisi konulan hastanın sosyal güvencesinin bulunmadığı belirlendi. Ambulans ekibi, hastayı devlet hastanesine götürmek istedi ancak hasta özel hastaneye gitmekte ısrar etti. Bunun üzerine hasta, bilgilendirme yapılarak söz konusu özel hastaneye nakledildi. Hastaneye ulaşıldığında, gece müdürü tarafından hastanın kabul edilip edilmeyeceği konusunda tereddüt yaşandı. Gece müdürünün, "Böyle bir şey olmaz, üstlerime sorup hastayı alacağım yoksa hastayı almayacağım" demesi üzerine taraflar arasında tartışma başladı.
"Defolun gidin hastanemden"
İddianamede, söz konusu gece müdürünün üstlerini aradığı ve telefonu paramedik Didem Arslan Aktaş’a uzattığı belirtildi. İddianameye göre, hastane yöneticisi Koray Topçu’nun bu telefon görüşmesinde sağlık çalışanına yönelik tehdit içerikli sözler sarf ettiği ileri sürüldü. Aktaş, Topçu’nun kendisine, "Bana bak kızım, senin kafan basmıyor mu? Defolun gidin hastanemden. Kamuda olman beni ilgilendirmez. Ne olursan ol, benim elim kolum uzun, anladın mı? Bak ben seninle de şoförünle de nasıl uğraşıyorum. Sen beni tanımıyorsun, aklını alacağım, görürsün sen" dediğini iddia etti.
Paramedik hastaneden dışarı çıkarıldı
İddianameye göre ikinci olay ise 2 Şubat 2024 tarihinde yaşandı. Aynı ambulans ekibi bu kez başka bir hastayı yine Gebze Özel Merkez Prime Hastanesi’ne nakletti. Yine başka bir gece müdürü, Didem Arslan Aktaş’a, hastanenin içerisine giremeyeceğini ve hastanın başka görevli tarafından teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Didem Arslan Aktaş, hastaneden dışarı çıkarıldı, hasta ise ekipteki başka görevli tarafından teslim edildi.
Hasta tesliminin tamamlanmasının ardından ambulans ekibi istasyona dönmek üzere yola çıktı. Bu sırada paramedik Didem Arslan Aktaş’ın cep telefonu çaldı. Telefonda, hastane yöneticisi Hakan Höbek ile yapılan görüşmede, iddianamedeki ifadeye göre tehdit içerikli ifadeler kullanıldı.
"Eğer gündüz hastanede olsaydım o iş, itiş kakışla kalmazdı, bak sana neler yapardım"
İddianamede, Aktaş’ın anlatımlarına göre, telefon görüşmesinin detaylarına da yer verildi. Bu görüşmede Hakan Höbek’in sağlık çalışanı Didem Arslan Aktaş’a yönelik şu ifadeleri kullandığı öne sürüldü:
"Ben sana benim hastaneme gelmeyeceksin demedim mi? Gelmeyeceksin. Seni hastaneme almıyorum. Sana ve şoförüne gerekli her şeyi yapacağım. Benim şahsi meselemsin. İster kamuda memur ol ister ne olursan ol. Seni hastaneme almıyorum. Ben Yüksel’e de söyledim, onun da haberi var. Bana ’Tamam hocam’ dedi. Senin oradan da girişini kapattım. Benim elimin kolumun neye uzandığını anlayacaksın. Eğer gündüz hastanede olsaydım o iş, itiş kakışla kalmazdı. Bak sana neler yapardım. Senin işyerini, nerede yaşadığını biliyorum. Bu herhangi bir özel hastanede olsa bu süreci çok kolay aşardın, belki de infial olurdu ama benim hastanemde olmaz anladın mı? Siyasal yönden çok güçlüyüm. İstediğini çağır, istersen polis çağır. Ne yaparsan yap, seni hastaneme almıyorum. Gittiğinde güvenliğim seni bekliyor olacak. Hadi bakalım, sen daha beni tanımıyorsun. Bir daha hasta getir, bak bakalım neler olacak."
"Benim hastanemde haddini bileceksin"
Şüpheliler ise vermiş oldukları ifadelerinde isnat edilen suçları kabul etmedi. Olaya ilişkin savcılıkta ifadesi alınan Sanık Koray Topçu, "Didem ile telefonla görüştüğümde kendisine, ’Hayırdır, hastanede niye gürültü çıkartıyorsunuz’ deyince bana bağırarak, ’Ben Sağlık Bakanlığı’ndan temsilen geldim anladın mı? Sana hesap mı vereceğim’ dedi. Ben de ’Bir derdin var ise tutanağı tutarsın’ dedim. Kendisi bana, ’Üslubunuzu düzeltin, benimle düzgün konuşun’ deyince, ben de kendisine, ’Sen de benim hastanemde haddini bileceksin’ dedim. Sesini yükseltince, ’Akıllı ol’ dedim" ifadelerini kullandı.
Savcılık, telefon görüşmesinin mağdur tarafından ses kaydına alındığını, kaydın çözümünün yapılarak dosyaya delil olarak girdiğini belirtti. Ayrıca, olay anında ambulans içinde bulunan tanığın da görüşmenin hoparlörden duyulduğuna ilişkin beyanının dosyada yer aldığı vurgulandı.