KKTC Meclis Başkanı Öztürkler’den Zelenskiy’e tepki: "Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır"

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin KKTC’yi yok saydığı Kıbrıs ile alakalı küstah açıklamalarına tepki göstererek, "Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır" dedi.

KKTC Meclis Başkanı Öztürkler’den Zelenskiy’e tepki: "Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır"

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin KKTC’yi yok saydığı Kıbrıs ile alakalı küstah açıklamalarına tepki göstererek, "Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır" dedi.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa Birliği’ne (AB) tek taraflı üyeliği, AB dönem başkanlığı süreci, Kıbrıs meselesi ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin son açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztürkler, GKRY’nin AB’ye alınmasının başlı başına büyük bir hata olduğunu vurgulayarak, "En önemli hata ilk başta yapıldı. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak Avrupa Birliği’ne alınması zamanında zaten hataydı. Her zamanki gibi Kıbrıslı Türkler cezalandırılarak Güney ödüllendirilmişti" dedi.

"Annan Planı’nda ‘evet’ diyen taraf cezalandırıldı"

Annan Planı sürecine değinen Öztürkler, "Buna baktığımızda işte Annan Planı sürecinde görmüştük. Bir taraf ‘evet’ deyip bir taraf ‘hayır’ demişti ama ödüllendirilen taraf Güney Kıbrıs oldu. Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne alınması, Avrupa Birliği’nin bir şımarık çocuğu gibi davranması, adanın tek sahibiyiz şeklinde hareket etmesi ve Kıbrıs Türk halkını hep azınlık olarak görme yaklaşımları devam etti" dedi.

"AB dönem başkanlığı Güney Kıbrıs’a geçti, kabul edilemez görüntüler yaşandı"

GKRY’nin AB dönem başkanlığını devralmasına değinen Öztürkler, açılış törenlerinde sergilenen tutumlara tepki göstererek, "Avrupa Birliği’ne girdikten sonra Avrupa Birliği’nin prosedürü gereği de Avrupa Birliği dönem başkanlığı resmen Güney Kıbrıs’a geçti. Dün de açılışları vardı. Açılış törenlerini gerçekleştirdiler. Burada yine çok hoş olmayan görüntülerle karşı karşıya kaldık. Ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik işgalci yaklaşımlar sergilendi" dedi.

Öztürkler, törenlerde kullanılan görsellerin algı operasyonu içerdiğini belirterek, "Özellikle orada yayınlanan materyallerde de bunları gördük. 1974’ü yansıtarak farklı algı operasyonlarına devam ediyorlar. Ama dünya 1960’ta, 1963’te yaşananları, Kıbrıs Türk halkına neler yaşattıklarını, Mehmetçik’le Mücahit’in kahramanca mücadelesini çok iyi biliyor" dedi.

"Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır"

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin Kıbrıs ile alakalı küstah açıklamalarına da değinen Öztürkler, "Burada özellikle Ukrayna lideri Zelenskiy’ye de değinmek istiyorum. Dün özellikle anavatan Türkiye Cumhuriyeti’yle ilgili, egemenlikle ve toprak bütünlüğüyle ilgili söylemiş olduğu cümleler kendisine hiç yakışmayan bir boyuttaydı. Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır ve Ukrayna’ya en büyük desteği ana vatan Türkiye Cumhuriyeti vermiştir" dedi.

Öztürkler, "20 Temmuz 1974’te Türk askeri adaya gelmiş, hem Kıbrıslı Türklere hem de Kıbrıslı Rumlara barış getirmiştir. Bunun çok iyi bilinmesi gerekir. Zelenskiy’e 15 Temmuz 1974 Yunan darbesini hatırlatmak gerekirdi" dedi.

"Güney Kıbrıs tek taraflı anlatımlarla hareket ediyor"

Avrupa Birliği’nin yaklaşımını da eleştiren Öztürkler, "Avrupa Birliği yalnızca Güney Kıbrıs’ı muhatap aldığı için Güney Kıbrıs’ın anlattıklarıyla hareket ediyor. Dün yaşananlar da bunun bir yansımasıdır" dedi.

"Silahlanma ve İsrail’le yapılan anlaşmalar dikkatle izlenmeli"

Bölgesel güvenlik konularına dikkat çeken Öztürkler, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanması, İsrail’le yaptığı anlaşmalar, Yunanistan-İsrail-Güney Kıbrıs arasındaki askeri iş birlikleri çok dikkatli incelenmelidir. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün ve adadaki Türk askerinin varlığının ne kadar önemli olduğu çok iyi bilinmelidir" dedi.

Öztürkler, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bilmesi gereken şudur. Muhatap Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve egemen eşitliğine saygı duyması gerekir. Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gördükçe bir noktaya varılamaz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye dış ilişkilerini kendi stratejisine göre yürütür"

Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası gücüne vurgu yapan Öztürkler, "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti çok güçlü bir devlettir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu ilişkilerde belirleyici olması mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti dış ilişkilerini kendi stratejisine göre yürütür" dedi.

Öztürkler, "Kıbrıs Türk halkı sürdürülebilir bir anlaşmayı hak ediyor. Ancak Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gören, egemenliğine ve eşitliğine saygı göstermeyen bir anlaşmanın altına imza atması da beklenmemelidir. Güney Kıbrıs Avrupa Birliği dönem başkanlığını almış olabilir ama bizim yanımızda dağ gibi bir ana vatanımız vardır" ifadelerini kullandı.

"Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmemiştir"

KKTC Başbakanı Ünal Üstel de GKRY’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığına tepki gösterdi. Üstel, GKRY’nin "Kıbrıs Cumhuriyeti" sıfatıyla AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesini eleştirerek, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs Türk halkının iradesi ve Kıbrıs’ta yaşanan tarihsel gerçekler yok sayılarak, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ sıfatıyla Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesi, Kıbrıs meselesinde onlarca yıldır süregelen adaletsizliğin ve çifte standardın en güncel tezahürüdür" dedi.

Üstel, 1963 yılında yaşanan gelişmelere işaret ederek, Kıbrıs Türk halkının devlet yapılarından dışlandığını vurguladı. Üstel, "1963 yılında Rum liderliğinin, ortaklık devletinin temelini oluşturan Anayasa’yı tek taraflı biçimde değiştirme girişimleri ve bu doğrultuda Rum paramiliter unsurlar ile EOKA geçmişi bulunan silahlı gruplar eliyle Kıbrıs Türk halkına karşı başlatılan saldırılar sonucunda, Kıbrıs Türkleri can güvenliği ortadan kaldırılarak devletin kurumsal yapılarından fiilen dışlanmış, eşit kurucu ortaklık hakları gasp edilmiştir. Bu süreç, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllara yayılan ağır bir haksızlığa maruz bırakılmasının başlangıcı olmuştur" dedi.

2004 Annan Planı sürecine de değinen Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesinin karşılıksız bırakıldığını ifade ederek, "2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının açık biçimde ‘evet’ demesine rağmen, Rum tarafının ‘hayır’ oyu ödüllendirilmiş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne üye yapılırken, Kıbrıs Türk halkı ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılmıştır. Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmemiştir" dedi.

Üstel, "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve güvenliği tartışma konusu yapılamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan Türkiye ile tam bir dayanışma içinde, kararlılıkla yoluna devam edecektir. Kıbrıs Türk halkının devletiyle, iradesiyle ve onuruyla var olma hakkı asla göz ardı edilemez" ifadelerini kullandı.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER