1958 yılında Almanya’da doğan Alman sanatçı Almut Wegner, turist olarak geldiği Kapadokya’da hayatının yönünü değiştiren bir karar alarak, 37 yıldır Kapadokya’da yaşıyor.
İlk kez 1985 yılında teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri Kapadokya" sözleri üzerine bölgeye gelen Wegner, kısa süreli bir ziyaret için geldiği bu coğrafyaya hayran kaldı. Bir haftalık gezinin ardından Almanya’ya dönen sanatçı, Kapadokya’yı unutamayarak 1987 yılında yeniden geldi. Bu kez iki haftalık tatil yapan Wagner, bölgenin doğası ve insanlarından etkilenerek 1990 yılında Kapadokya’ya yerleşme kararı aldı.
Kapadokya hissedilmesi gereken bir yer
Kapadokya’yı "sadece görülecek değil, hissedilecek ve yaşanacak bir yer" olarak tanımlayan Wegner, "Burada tarihin sesini, toprağın görünümünü ve doğayla kurulan bağı hissediyorsunuz" dedi.
200 yıllık konakta sanat ve yaşam
Yaklaşık 200 yıllık tarihi bir konakta yaşamını sürdüren Wegner, gününün büyük bölümünü kendi tasarladığı küçük müzesinde geçiriyor. Boş zamanlarında kitap okuyan, resim yapan ve viyolonsel çalan sanatçı, Türkçe şarkılar söylemeyi de sevdiğini ifade etti.
Günümüzde basit yaşamak en büyük lüks
Kapadokya’ya ilk geldiği yılları "masalların içinde yaşamak" olarak anlatan Wegner, "Elbette masalların hepsi pembe değil ama buradaki insanların misafirperverliği beni çok etkiledi. Çok eski kültürler ile yeni kültürlerin iç içe olması, insanların sade mutlu yaşamı bana ilham verdi. Basit yaşamak istedim, çünkü basit yaşamak dünyadaki en büyük lüksü" diye konuştu.
Kapadokya’nın her günün farklı bir güzellik sunduğunu dile getiren Alman sanatçı Wegner, bazen sabah güne bir şarkıyla başladığını, bazen bahçede toprakla uğraştığını, bazen de gökyüzünü izleyerek yeni fikirler ürettiğini söyledi.
Birçok dili yaşayarak öğrendi
Birçok dil bildiğini belirten Wagner, Türkçeyi okulda değil yaşayarak öğrendiğini ifade etti. Türk insanına ve Kapadokya’nın eşsiz manzarasına hayran kaldığını vurgulayan Wegner, "Önce insanlarına, sonra doğasına aşık oldum" dedi. Uzun yıllardır Uçhisar’da yaşayan Wegner, geçmişte köyün çok daha farklı bir yapıya sahip olduğunu belirterek, "İnsanlar burada çok sade ve temiz bir yaşam sürüyordu. Çocuklarım da burada okudu" ifadelerini kullandı.
Türk mutfağı ve müziğine hayran
Türk mutfağını ve müziğini de çok sevdiğini söyleyen sanatçı Uçhisar sokaklarında Kurmalı Rus Müzik aleti Angor ile gezerken Türk müzikleri de dinliyor. Klasik Viyolonsel çaldığını ve Kapadokya’da konserlere katıldığını ve satın aldığı tarihi konakta ailesiyle birlikte küçük bir pansiyon işlettiğini söyleyen Wagner, "Bu konakta geçmişte kalabalık aileler yaşamış. Biz de burayı yaşatarak gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Eski konakların ruhu çok farklı. Bazen duvarların sesini dinliyorum" diye konuştu.
