‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında KİPTAŞ A.Ş. Genel Müdürü Ali Kurt savunma yaptı.
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 21. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada KİPTAŞ A.Ş. Genel Müdürü Ali Kurt savunma yaptı.
Ali Kurt hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede örgüt yöneticisi Ertan Yıldız’a bağlı hareket ettiği ve doğrudan örgüt lideri Ekrem İmamoğlu ile de irtibat kurabildiği belirtilmişti. İddianamede Kurt’un, örgüt yöneticisi Adem Soytekin’e yakın müteahhitlerden oluşturduğu havuz ile KİPTAŞ’ın işlerini kamu zararı oluşturacak şekilde şahıslara verdiği de ifade edilmişti. Kurt’un bu işler karşılığında müteahhitlerden hem kişisel zenginleşme hem de örgüt sisteminin faydalanması için rüşvet aldığı, KİPTAŞ’ta yapılan inşaatlarda kurduğu dolandırıcılık sistemi ile birçok projede kamu zararı olacak şekilde düşük fiyat belirlettiği daireleri örgüt üyelerinin yakınları üzerine almasını sağladığı da aktarılmıştı.
KİPTAŞ A.Ş. Genel Müdürü Ali Kurt savunmasında, "KİPTAŞ’ta genel müdürlük yaptığım dönemle ilgili yargılanıyorum maalesef. İş prensibi olarak ne KİPTAŞ’ta ne Toplu Konut İdaresi’nde çalıştığım yerlerden hiçbir zaman mülk edinmemişimdir. Ben KİPTAŞ’a genel müdür olduğumda 1.2 milyar o dönemin parasıyla piyasaya borcu vardı. KİPTAŞ o kadar kötü bir finansal durumdaydı ki vergi dairesine olan borçlarından dolayı genel müdürlük binasını ipotek ettirmek zorunda kaldık. Çok ciddi bir finans planlaması yaptık, borçlarımızı yapılandırdık. 1 yıl gibi bir sürede yürür hale getirdik KİPTAŞ’ı. KİPTAŞ’ta değerinin altında satış yaptığımız iddianamede iddia ediliyor. Bu mümkün değil. Ekspertiz rapor hazırlamadan satış yapamayız. KİPTAŞ’ta bir müdürün tek imza yetkisi yoktur. Kuvvetler ayrımı var KİPTAŞ’ta. Tek başına biri ‘onu sattıracağım bunu yaptıracağım’ diyemez. Türkiye’nin en çok denetlenen şirketiyiz. Tapelerde ‘Ali Kurt’u piyon yapalım’, ‘Ali’ye bastıralım bu işi çözdürelim’ gibi ifadeler var. Bana savcılıkta ‘bu ne demek’ dediler. Ben de ‘bana kumpas kuruyorlar’ dedim. Benim telefonumda 3 bin 600-3 bin 800 arası herhalde numara vardır; 40 kişiyle telefon görüşmemi örgütsel faaliyet olarak göstermişler. O dönemdeki telefon görüşmelerime bakın Meclis’ten de çok insan vardır ve siyasi parti farkı olmadan Bakan dahi vardır. Yani her telefonla görüştüğümüzde örgütsel ilişkimiz olsa yandık. Dolayısıyla ben kimsenin bir örgütsel yapılanması olduğunu görmedim bu süreçte. Böyle bir şeyi de kabul etmiyorum. Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen resmi kurumsal yapılanmamızın bize örgüt olarak isnat edildiğini söyleyeyim ve bu suçu da kabul etmiyorum. Suç işlediğime dair hiçbir delil yoktur. Kaçma şüphem kesinlikle yok. İlk operasyondan bir buçuk ay sonra, hesaplarıma el konulmasından 20 gün sonra gözaltına alındım. Yeşil pasaportu olan biri için kaçmak çok kolaydı. Deliller zaten toplandı, fazlasını ben dosyaya sundum" dedi.
Ekrem İmamoğlu ardından Kurt’a "6 yıl boyunca herhangi bir kişi için herhangi bir projede indirimli daire alsın diye sana sevk ettim mi?" sorusunu sordu. Kurt cevabında "Kesinlikle sevk etmediniz" dedi.
Duruşma sanık avukatlarının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.