Maryam Firuz:
Bir Türk Prensesin Ayrıcalıklardan Mücadeleye Uzanan Yaşamı
İran sol hareketinin ve kadınların özgürleşme mücadelesinin öncü kadınlarından biri Türk prenses Maryam Firuz.
Tarih, bazen insanın doğduğu sınıfla seçtiği yaşam arasındaki büyük çelişkilerde gizlidir. Maryam Firuz’un yaşamı, bu çelişkinin İran tarihindeki çarpıcı örneklerinden biridir. Kaçar hanedanıyla bağlantılı, ülkenin en nüfuzlu aristokrat ailelerinden birinde dünyaya gelen Maryam Firuz, zamanla kendi sınıfsal çevresinin sınırlarını aşarak İran’ın sol hareketinde ve kadınların eşitlik mücadelesinde yer aldı. İran’da “Kızıl Prenses” olarak tanınması, yalnızca aristokrat kökeniyle siyasal tercihleri arasındaki karşıtlığın değil, aynı zamanda sıra dışı yaşam öyküsünün de bir ifadesiydi.
Aristokrat bir aileden siyasal mücadeleye
Maryam Firuz, 1913 yılında İran’ın Kirmanşah kentinde doğdu. Babası Abdülhüseyin Mirza Farmanfarma, Kaçar hanedanının önde gelen isimlerinden biriydi; ülkenin siyasal yaşamında önemli görevler üstlenmişti. Maryam, dönemin birçok İranlı kadınına kıyasla daha ayrıcalıklı bir eğitim aldı ve Fransızca öğrendi.
Ancak ayrıcalıklı bir ailede doğmuş olmak, onun yaşamını yalnızca geleneksel aristokrat değerler çerçevesinde sürdürmesini sağlamadı. Gençlik yıllarında evlilik ve aile sorumluluklarıyla şekillenen yaşamı, ilerleyen yıllarda siyasal ve düşünsel arayışlarla farklı bir yön kazandı.
1940’lı yıllar, İran açısından önemli bir tarihsel dönemeçti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ülkenin yabancı güçlerin işgali altında kalması, toplumsal ve siyasal hareketliliği artırmıştı. İşçi hareketleri, milliyetçi çevreler, aydınlar ve sol örgütler daha görünür hâle geliyordu. 1941 yılında kurulan Tudeh Partisi de bu ortamda güç kazanan siyasal yapılardan biriydi.
Maryam Firuz’un tercihi, işte bu tarihsel atmosfer içinde şekillendi. Aristokrat ailesinin sunduğu toplumsal konuma bağlı kalmak yerine sol düşünceye yöneldi ve kadınların siyasal yaşama katılımını savunan bir mücadeleye katıldı.
İran solunun içinde bir kadın
Maryam Firuz’un siyasal yaşamındaki en önemli alanlardan biri, İran Tudeh Partisi çevresindeki kadın örgütlenmesiydi.
Tudeh Partisi başlangıçta kadınların üyeliğine açık değildi. Partinin kadınlara kapılarını açmasının ardından Firuz, 1943 yılında partiye katıldı. Aynı dönemde kadınların örgütlenmesi çalışmalarında görev aldı ve kadın örgütünün kuruluş sürecinde öne çıkan isimlerden biri oldu.
Onun öncülük ettiği çalışmaların temelinde, kadınların yalnızca aile içinde tanımlanan bireyler olmaktan çıkıp toplumsal ve siyasal yaşamın etkin özneleri hâline gelmesi düşüncesi bulunuyordu.
Kadınların eğitim hakkı, siyasal katılımı ve oy kullanma hakkı gibi konular, o dönemin İran’ında ciddi tartışmaların merkezindeydi. Kadınların kamusal alandaki varlığına karşı çıkan geleneksel anlayışlar, onların siyasal haklarını da sınırlandırıyordu.
Maryam Firuz ve birlikte çalıştığı kadınlar, kadınların eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini savunuyordu. Kadınların örgütlenmesi, eğitim olanaklarının genişletilmesi ve siyasal karar alma süreçlerine katılması için yürütülen çalışmalar, bu mücadelenin temel unsurları arasındaydı.
Firuz’un önemi, yalnızca bir siyasal partinin üyesi olmasından kaynaklanmıyordu. O, kadınların siyasal örgütlenme içinde kendilerine yer açmaları gerektiğini savunan ve bu yönde örgütsel sorumluluk üstlenen bir kadındı.
Bununla birlikte, dönemin sol hareketi de kendi iç çelişkilerinden bağımsız değildi. Sınıfsal eşitsizlikleri eleştiren örgütlerde bile kadınların özgül sorunları zaman zaman ikincil planda kalabiliyordu. Bu nedenle Maryam Firuz’un yaşamı, yalnızca kadınların dış dünyadaki eşitsizliklere karşı mücadelesi açısından değil, siyasal hareketlerin kendi içindeki eşitlik arayışı açısından da önemlidir.
Sürgün, yenilgi ve direnç
Maryam Firuz’un yaşamını belirleyen tarihsel olaylardan biri, 1953 yılında İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesiyle sonuçlanan darbeydi.
Petrolün millîleştirilmesini savunan Musaddık hükümetinin devrilmesi, İran’ın siyasal tarihinde derin izler bıraktı. ABD ve İngiltere’nin müdahalesiyle gerçekleştirilen darbenin ardından Şah’ın iktidarı yeniden güçlendi; Tudeh Partisi üzerindeki baskılar arttı ve parti yasaklandı.
Maryam Firuz da bu gelişmelerin ardından eşi Nureddin Kiyanuri ile birlikte İran’dan ayrılmak zorunda kaldı. Çift, Doğu Avrupa’da, özellikle Doğu Almanya’da sürgün yaşamı sürdü.
Sürgün yılları, onun siyasal mücadelesinin sona erdiği bir dönem olmadı. Firuz eğitimine devam etti, Fransız dili ve edebiyatı alanında doktora yaptı ve üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bir yandan akademik yaşamını sürdürürken diğer yandan İran sol hareketiyle bağlarını korudu.
Bu dönem, onun yaşamındaki önemli bir başka yönü de ortaya koyar: Siyasal faaliyet ile düşünsel gelişim arasındaki ilişki. Firuz, yalnızca mücadele eden bir örgütçü değil, eğitimini ilerleten ve entelektüel birikimini geliştiren bir kadındı.
1979 İran Devrimi’nin ardından eşiyle birlikte ülkesine döndü. Tudeh Partisi yeniden faaliyet göstermeye başladı. Maryam Firuz da İran Demokratik Kadın Örgütü’nün çalışmalarını sürdürerek kadınların örgütlenmesi alanında yeniden görev üstlendi.
Ancak devrim sonrasında oluşan siyasal düzen, sol hareket açısından uzun ömürlü bir özgürlük ortamı yaratmadı.
Hapishane yılları ve yaşamının son dönemi
1983 yılında İran İslam Cumhuriyeti yönetimi Tudeh Partisi’ne karşı kapsamlı bir operasyon başlattı. Partinin yöneticileri ve çok sayıda üyesi tutuklandı. Maryam Firuz ile eşi Nureddin Kiyanuri de tutuklananlar arasındaydı.
Firuz, ağır baskılara ve hapishane koşullarına maruz kaldı. Yaşananların ayrıntıları konusunda farklı anlatılar bulunsa da onun siyasal yaşamının son döneminin tutukluluk, sağlık sorunları ve kısıtlı bir özgürlük ortamı içinde geçtiği bilinmektedir.
Daha sonraki yıllarda serbest bırakıldı; ancak yaşamının son döneminde özgürlüğü ciddi biçimde sınırlandırılmıştı. Eşinin 1999 yılında ölümünün ardından da İran’daki siyasal gelişmeleri izlemeyi sürdürdü.
Maryam Firuz, 2008 yılında Tahran’da, 94 yaşında hayatını kaybetti.
Onun yaşamı, İran’ın yakın tarihinde yaşanan büyük siyasal dönüşümlerin de bir özeti gibidir: Kaçar hanedanının son dönemlerinden Şahlık rejimine, 1953 darbesinden 1979 Devrimi’ne ve devrim sonrasında sol hareketin bastırılmasına uzanan çalkantılı bir tarih.
Maryam Firuz’un tarihsel mirası
Maryam Firuz’u değerlendirirken onu yalnızca aristokrat kökenlerinden vazgeçen bir prenses olarak anlatmak yeterli değildir. Onun asıl tarihsel önemi, kadınların siyasal örgütlenme ve toplumsal yaşama katılımı için verdiği mücadelede aranmalıdır.
Bununla birlikte, tarihsel kişilikleri kendi dönemlerinin koşullarından bağımsız ele almak doğru olmaz. Firuz’un siyasal tercihlerinin Tudeh Partisi’nin ideolojisiyle ve politikalarıyla bağlantılı olduğu açıktır. Partinin İran’daki gelişmeler karşısında izlediği çizgi de tarihçiler arasında tartışılmaktadır. Kadın hakları alanındaki çalışmaları, bu siyasal tercihlerden ayrı düşünülemeyeceği gibi, onun tarihsel mirası da yalnızca parti politikalarına indirgenemez.
Maryam Firuz’un yaşamından çıkarılabilecek önemli sonuçlardan biri, kadınların özgürleşme mücadelesinin toplumsal sınıflar, siyasal iktidar ve örgütlenme sorunlarıyla iç içe olduğudur. Kadınların eğitim alması, kamusal alanda yer edinmesi ve siyasal kararların alınmasına katılması, yalnızca bireysel cesaretle değil, örgütlü toplumsal mücadeleyle de bağlantılıdır.
Onun yaşamı aynı zamanda şu soruyu gündeme getirir: İnsan, içine doğduğu toplumsal çevrenin kendisine sunduğu ayrıcalıkları sorgulayarak başka bir yaşam yolu seçebilir mi?
Maryam Firuz’un öyküsü, bu sorunun tarihsel bir örneğidir. O, doğduğu sınıfın sunduğu imkânlarla yetinmeyerek kendi siyasal yolunu seçti; kadınların örgütlenmesi için çalıştı, sürgün yaşadı ve siyasal baskılarla karşılaştı.
Bugün İran kadınlarının eğitim, çalışma, siyasal katılım ve eşit yurttaşlık alanlarında yürüttükleri mücadeleleri değerlendirirken, geçmiş kuşakların deneyimlerini hatırlamak önemlidir. Maryam Firuz’un yaşamı, bu tarihsel hafızanın parçalarından biridir.
Maryam Firuz’un hikâyesi, bir prensesin hikâyesinden çok daha fazlasıdır. Ayrıcalıklı bir ailede başlayan yaşamının, kadınların eşitliği ve siyasal katılımı için verilen mücadeleyle kesişmesinin hikâyesidir. Onu tarihsel açıdan önemli kılan da bu kesişimin ardında bıraktığı izdir.
Kaynakça;
* Maziar Behrooz, “Firuz, Maryam”, Encyclopaedia Iranica.
* Haleh Afshar, “Maryam Firouz”, The Guardian, 31 Mart 2008.
* Encyclopaedia Iranica, “Feminist Movements III: In the Pahlavi Period”.
* Democratic Organisation of Iranian Women, “Maryam Firouz, the Unforgettable Figure of the Women’s Movement in Iran”, 23 Haziran 2020.

