Şimdi diyeceksiniz ki hocam yazı gene çok uzun olmuş. Evet haklısınız çok uzun bir yazı oldu. Ancak bu yazıyı sonuna kadar okumanızı ricada bulunuyorum….
Khavaran: Kayıp Evlatların
Khavaran: Kayıp Evlatların Mezarlığı ve İnsanlığın Vicdanına Yöneltilen Sorular
İran’da 1988 toplu infazları, gizli mezarlar ve onlarca yıldır evlatlarının akıbetini öğrenmeye çalışan aileler üzerine.
Bazı acılar vardır ki zaman onları iyileştirmez. Bazı kayıplar vardır ki yıllar geçse de aileler için sona ermez. Çünkü bir insanın öldüğünü bilmek bile başlı başına ağır bir acıyken, onun nasıl öldürüldüğünü, nereye gömüldüğünü ve mezarının nerede olduğunu bilmemek, bu acıyı kuşaklar boyunca sürdürebilir.
İran’daki Khavaran Mezarlığı, böyle bir tarihsel trajedinin sembollerinden biridir.
1979 İran Devrimi’nden sonra siyasi muhaliflere yönelik baskılar ve infazlar yaşandı. Bu şiddetin en karanlık dönemlerinden biri, 1988 yazında cezaevlerinde tutulan binlerce siyasi mahkûmun gizlice infaz edilmesiydi. Uluslararası Af Örgütü’nün 2018 tarihli raporu, Temmuz-Eylül 1988 arasında binlerce siyasi muhalifin zorla kaybedildiğini, yargısız infaz edildiğini ve çoğunun işaretsiz toplu mezarlara gömüldüğünü belgeliyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ise 2022 tarihli hukuki değerlendirmesinde, farklı kaynakların tahminlerine dayanarak en az 32 şehirde 2.800 ila 5.000 mahkûmun öldürüldüğünü bildiriyor. Örgüt, bu infazların insanlığa karşı suç teşkil ettiği değerlendirmesini yapıyor. Kesin ölü sayısının hâlâ bilinmemesi, yaşananların boyutunu ve bağımsız bir soruşturmanın gerekliliğini daha da önemli kılıyor.
Kaynaklar: Uluslararası Af Örgütü, Blood-soaked secrets (2018); İnsan Hakları İzleme Örgütü, Iran’s 1988 Mass Executions (2022).
Bir mezardan daha fazlası
Tahran’daki Khavaran bölgesi, 1980’li yıllarda infaz edilen siyasi mahkûmların bir bölümünün gömüldüğü yer olarak anılıyor. Ailelerin tanıklıkları, burada toplu mezarların bulunduğuna ve sevdiklerinin cesetlerini bulabilmek için büyük bir çaresizlik içinde arayışa girdiklerine ilişkin ağır bilgiler içeriyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün toplu mezarların tahrip edilmesine ilişkin raporu, Khavaran’daki mezar alanının korunması gerektiğini vurguluyor. Örgüt, mezar alanına müdahalelerin olası adli kanıtları yok edebileceği ve ailelerin hakikate ulaşmasını engelleyebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Bir düşünelim: Bir insanın evladı cezaevine götürülüyor. Aile, bir gün onun eve döneceği umuduyla yaşıyor. Sonra ziyaretler kesiliyor, haberler gelmiyor. Günler haftalara, haftalar aylara dönüşüyor. Sonunda bir infaz haberi duyuluyor; ancak beden teslim edilmiyor, mezarın yeri açıkça bildirilmiyor.
Bir anne, evladının mezarını bulabilmek için yıllarca arayış içinde kalıyor.
İşte Khavaran’ın hikâyesi, yalnızca öldürülen insanların değil, onların ardından yaşamaya mahkûm edilen ailelerin de hikâyesidir.
Kayıp yakınlarının bitmeyen bekleyişi
Bir mezar taşı, geride kalanlar için yalnızca bir taş değildir. Bir vedanın, bir duanın, bir çiçeğin ve bazen yıllarca söylenememiş son sözlerin yeridir.
Peki, bir aile bu haktan da mahrum bırakılırsa ne olur?
Uluslararası Af Örgütü, 1988 infazlarından sonra birçok ailenin yakınlarının nasıl ve neden öldürüldüğü, nereye gömüldüğü konusunda bilgilendirilmediğini bildiriyor. Kurumun raporu, ailelerin yas tutma ve anma çabalarının da engellendiğini; hakikati arayan yakınların baskılarla karşılaştığını kaydediyor.
Bu nedenle kayıp ailelerinin mücadelesi yalnızca geçmişe ait değildir. Onlar, bugün de gerçeğin açıklanmasını, mezar yerlerinin belirlenmesini, kalıntıların gerektiğinde bilimsel yöntemlerle incelenmesini ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasını talep ediyor.
Bu taleplerin merkezinde son derece temel bir insan hakkı vardır: Bir insanın başına ne geldiğini öğrenebilmek.
Hakikat neden bu kadar önemli?
Geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin aydınlatılması, yalnızca sorumluların cezalandırılması açısından değil, mağdurların onurunun korunması bakımından da önemlidir.
Toplu mezarların korunması, kayıpların kimliklerinin belirlenmesi, belgelerin açıklanması ve bağımsız soruşturmaların yürütülmesi, hakikate ulaşmanın temel adımlarıdır. Bunlar aynı zamanda gelecekte benzer suçların tekrarlanmasını önlemeye yönelik sorumluluklardır.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, 1988 infazlarına ilişkin değerlendirmesinde, olayların soruşturulması ve sorumluluğu konusunda güvenilir deliller bulunan kişilerin adil yargılama güvenceleri çerçevesinde hesap vermesi gerektiğini savunuyor.
Burada mesele herhangi bir siyasi görüşü savunmak değildir. Mesele, hangi görüşe sahip olursa olsun insanların yaşam hakkını, insan onurunu ve ailelerin hakikati öğrenme hakkını savunmaktır.
Bir suçun kurbanı, düşüncesi veya siyasi aidiyeti nedeniyle insanlık onurundan mahrum bırakılamaz. Bir aile de sırf yakınını aradığı için cezalandırılmamalıdır.
İnsanlığın hafızasına bir çağrı
Khavaran’ın sessizliği, unutulması gereken bir sessizlik değildir. Bu sessizlik, araştırılması, belgelenmesi ve duyulması gereken sorularla doludur.
Kaç insan öldürüldü? Kaç kişinin mezarı hâlâ bilinmiyor? Kaç aile, sevdiği insanın son anlarını ve ölümünün koşullarını öğrenemedi? Kaç anne, evladının mezarına bir çiçek bırakabilmek için yıllarca bekledi?
Bu soruların cevapları yalnızca İran’ın geçmişini anlamak için değil, insan haklarının evrenselliğini korumak için de gereklidir.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların belgeleri, bu olayların araştırılmasına ilişkin önemli bir temel sunuyor. Ancak belgeler, tanıklıklar ve raporlar kadar, bu insanların hikâyelerinin unutulmaması da önem taşıyor.
Çünkü insanlık tarihi yalnızca iktidarların, devrimlerin ve savaşların tarihi değildir. Aynı zamanda adı kayıtlardan silinmek istenen insanların, çocuklarını arayan annelerin ve adalet talebinden vazgeçmeyen ailelerin tarihidir.
Khavaran bize şu soruyu soruyor:
Bir insanın hayatı elinden alınabilir; peki, gerçeği öğrenme hakkı ailesinin elinden de alınmalı mıdır?
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca İran’ın geçmişine değil, bütün insanlığın vicdanına ilişkindir.
Kayıpların akıbeti açıklanana, mezar yerleri araştırılana ve ailelerin hakikat talepleri karşılık bulana kadar bu hikâyeyi anlatmak önemlidir.
Çünkü unutulmayan her insan, insanlığın hafızasında yaşamaya devam eder.
Yazının sonunda kullanılabilecek
kaynakça;
Aşağıdaki bağlantılar, yazının tarihsel iddialarını desteklemek ve okuyucuların belgeleri doğrudan incelemesini sağlamak için uygundur.
1. Uluslararası Af Örgütü — 2018
Blood-soaked secrets: Why Iran’s 1988 prison massacres are ongoing crimes against humanity
1988 infazları, zorla kaybetmeler, toplu mezarlar ve ailelerin hakikat arayışı üzerine kapsamlı rapor.
2. İnsan Hakları İzleme Örgütü — 8 Haziran 2022
Iran’s 1988 Mass Executions: Evidence & Legal Analysis of “Crimes Against Humanity”
İnfazların tarihsel arka planını, tahmini sayıları ve insanlığa karşı suç değerlendirmesini ele alıyor.
3. Uluslararası Af Örgütü — 2018
Criminal cover-up: Iran destroying mass graves of victims of 1988 killings
Khavaran dâhil mezar alanlarına yönelik müdahaleler, olası adli kanıtların korunması ve ailelerin hakları üzerine.
