Bir dilin seslerini doğru yazamayan alfabe, o dilin önünde bir engeldir.
Güney Azerbaycan’da, İran’da yaşayan milyonlarca Türk için ana dilinde okuyup yazmak hâlâ önemli bir meseledir. Türkçe konuşan insanlar, kendi dillerini Arap alfabesiyle yazmaya çalışırken ciddi güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bu alfabeyi bilenler bile Türkçenin seslerini yazıya aktarırken sık sık hatalar yapmakta, aynı kelimeyi farklı biçimlerde yazabilmektedir.
Bunun temel nedenlerinden biri, Arap alfabesinin Türkçenin ses yapısını tam olarak karşılayamamasıdır. Türkçede bulunan ünlü seslerin önemli bir bölümü Arap yazısında açık ve düzenli biçimde gösterilmez. Oysa Türkçede ünlüler, kelimelerin doğru okunması, anlaşılması ve yazılması bakımından büyük önem taşır. Bir kelimenin yazılışından hangi seslerin kastedildiğini her zaman kolayca anlayamamak, özellikle okuma yazma öğrenenler için ek bir güçlük oluşturur.
Burada mesele yalnızca birkaç harfin eksikliği değildir. Mesele, bir dilin kendi ses özelliklerine uygun, öğrenilmesi ve kullanılması kolay bir yazı sistemine sahip olmasıdır.
Latin alfabesi, Türkçenin seslerini daha açık ve düzenli biçimde gösterebilecek bir temel sunmaktadır. Türkçenin ses yapısına uygun harfler ve yazım kurallarıyla hazırlanmış bir Latin alfabesi, Güney Azerbaycan Türklerinin ana dillerinde okuma yazma öğrenmesini kolaylaştırabilir. Ayrıca ortak bir yazım standardının oluşmasına, kitapların ve eğitim materyallerinin hazırlanmasına, dijital ortamda Türkçe içeriklerin üretilmesine de katkı sağlayabilir.
Elbette alfabe değişikliği tek başına bütün sorunları çözmez. Ana dilinde eğitim imkânları, nitelikli ders kitapları, sözlükler, öğretmenler ve ortak yazım kuralları da gereklidir. Ancak bütün bunların sağlıklı biçimde gelişebilmesi için yazı sistemi meselesi ciddi şekilde ele alınmalıdır.
Güney Azerbaycan Türkçesi için Latin alfabesinin benimsenmesi, bir dilin başka bir dile üstün tutulması değil, Türkçenin kendi ses yapısına uygun bir yazı sistemiyle yaşatılması meselesidir. Burada amaç geçmişi inkâr etmek, Arap alfabesiyle yazılmış eserleri değersizleştirmek veya o alfabeyi kullanan insanları küçümsemek değildir. Amaç, geçmişin kültürel mirasını korurken gelecek kuşakların ana dillerini daha kolay öğrenebilecekleri bir yazı düzeni oluşturmaktır.
Bir dilin yaşaması yalnızca evlerde konuşulmasına bağlı değildir. O dilin okunması, yazılması, öğretilmesi, bilimde, edebiyatta ve teknolojide kullanılması da gerekir. Çocuklar ana dillerini öğrenirken gereksiz güçlüklerle karşılaşmamalı; gençler düşüncelerini kendi dillerinde özgürce yazabilmeli; yazarlar, şairler ve araştırmacılar eserlerini ortak ve anlaşılır bir yazım sistemiyle yayımlayabilmelidir.
Bu nedenle Güney Azerbaycan Türkçesi için Latin alfabesi konusu daha fazla tartışılmalı; dil bilimcilerinin, yazarların, öğretmenlerin ve toplumun katılımıyla Türkçenin ses yapısına uygun, tutarlı ve kolay öğrenilebilir bir alfabe ve yazım standardı geliştirilmelidir.
Unutmayalım: Alfabe, dilin kendisi değildir; fakat dilin geleceğe taşınmasında en önemli araçlardan biridir.
Güney Azerbaycan Türkçesinin geleceği için hedefimiz açık olmalıdır: Ana dilimizi doğru yazmak, kolay okumak, çocuklarımıza öğretmek ve gelecek kuşaklara güçlü bir yazılı miras bırakmak.
Çünkü ana dilinde yazabilmek bir ayrıcalık değil, kültürel gelişimin temel şartlarından biridir.