Haber Manşet Gazetesi

Bakan Ersoy: "13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık"

KÜLTÜR SANAT

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2002 yılından günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık. Bu başarı asla bir tesadüf değildir. Ortaya koyduğumuz bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası iş birliklerinin ortak sonucudur" dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2002 yılından günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık. Bu başarı asla bir tesadüf değildir. Ortaya koyduğumuz bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası iş birliklerinin ortak sonucudur" dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültürel miras alanındaki çalışmalarını İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen programda açıkladı. Programda ayrıca Heybeliada’da bulunan Aya Yorgi Manastır’ından 22 yıl önce çalınan ve Denizli’de ele geçirilen 19’uncu yüzyıldan kalma "Melek Heykeli"nin Fener Rum Patrikhanesine teslim edilmesi töreni de gerçekleştirildi. Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, Fener Rum Patrikhanesi temsilcileri ve diğer davetliler katıldı. Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, müzeciliğin önemine dikkat çekti.

Melek Heykelinin teslim edilmesine ilişkin konuşan Bakan Ersoy, "İstanbul Fener Rum Patrikliği’ne çok değerli bir kültür varlığını, bir melek figürünü iade etmek üzere buradayız. Bu güzel birlikteliği değerlendirip, bu toprakların mirasına sahip çıkma noktasında Bakanlık olarak neler yaptığımızı da anlatmak, merak edilen hususlara açıklık getirmek istedik. Malumunuz kültür varlıkları denilince akla gelen ilk bilim dalı arkeolojidir. Ve maalesef bu dal, bilhassa 18. ve 19. yüzyıllarda özellikle Avrupa devletlerinin arkeolojiye ilişkin politik ve stratejik yaklaşımlarının etkisi diğer ülkeleri ciddi oranda mağdur etmiş ve pek çok eser izinsizce ve bir talan yaklaşımıyla yurtlarından koparılmıştır. Osmanlı Devleti de o dönem kendi sınırları içerisinde kalan tüm eserleri korumanın tek yolunun bir müze kurmak olduğunu görmüş; ekonomik bakımdan zor bir süreçten geçmesine rağmen gerekli yatırımı yaparak 1869 yılında Müze-i Hümayun’u, bugünkü adıyla İstanbul Arkeoloji Müzelerini kurmuştur" dedi.

"Bakanlığımıza bağlı 219 müze ve 147 ören yerimiz, 2025 yılı itibarıyla 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlamıştır"

2025 yılında müze ve ören yerlerini ziyaret eden ziyaretçi sayısının 33 milyon olduğunu söyleyen Bakan Ersoy, "Bugün geldiğimiz noktada, Bakanlığımıza bağlı 219 müze ve 147 ören yerimiz, 2025 yılı itibarıyla 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlamıştır. Bu güçlü yükseliş, kültürel mirasımıza duyulan ilginin ve sahiplenmenin her geçen gün daha da arttığını açıkça ortaya koymaktadır. Uluslararası alanda gerçekleştirdiğimiz sergilerle, bu toprakların hafızasını dünya ile de paylaşmaya devam ettik" şeklinde konuştu.

"Dünya Mirası Geçici Listesi’nde varlık sayımız 79’dur"

Programda konuşmasına devam eden Bakan Ersoy, "Şanlıurfa merkezli olarak Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve Sefertepe gibi önemli yerleşimleri barındıran geniş bir coğrafyada, Neolitik Çağ’ın toplumsal ve kültürel dönüşümünü bütüncül biçimde ortaya koyan projemiz, Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biridir. Beş yıl içinde 12 ayrı arkeolojik alanda sürdürülen çalışmalar, 15’i Türk ve 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurumun katılımıyla uluslararası bir bilimsel iş birliği ağına dönüşmüş; 2025 yılı itibarıyla 219 bilim insanı ve araştırmacının katkısıyla yürütülmüştür. Tanınırlık ve bilinirlik hususunda, ülkemizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki temsiliyetini artırmayı da yine öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin de listeye kaydedilmesiyle birlikte varlık sayımız 22’ye yükselmiştir. Dünya Mirası Geçici Listesi’nde ise varlık sayımız 79’dur" ifadelerini kullandı.

"Türkiye, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası alanda aktif, güvenilir ve yön veren bir iş birliği ortağıdır"

Türkiye’nin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede mirasını koruyan bir ülke olduğunu söyleyen Bakan Ersoy, "Bakanlık olarak, bu topraklardan koparılan her bir eserin izini sürüyor; onları ait oldukları coğrafyayla yeniden buluşturmak için uluslararası alanda güçlü bir mücadele yürütüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede yalnızca kendi mirasını koruyan bir ülke değil, aynı zamanda uluslararası alanda aktif, güvenilir ve yön veren bir iş birliği ortağıdır. Bakanlığımız bünyesinde yürütülen çalışmalar, uzun yıllara dayanan birikim ve kurumsal gelişimle bugün çok daha etkin bir yapıya kavuşmuştur" dedi.

"2002 yılından günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık"

2002 yılından günümüze kadar yürütülen çalışmalarda 13 bin 451 kültür varlığının Türkiye’ye kazandırıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Özellikle, 2020 yılında Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğümüzü Daire Başkanlığı olarak yeniden yapılandırarak çok yönlü bir kurumsal işleyişi hayata geçirmemiz ciddi sonuçlar vermiş; dairemiz ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir koordinasyon merkezi haline gelmiştir. Bugün uluslararası müzayedeleri, koleksiyonları ve sanat piyasasını yakından takip eden; bilimsel analizler ve arşiv araştırmalarıyla güçlü delil dosyaları hazırlayan; diplomasiyi, hukuk ve bilimi eş zamanlı kullanan çok katmanlı ve uzmanlaşmış bir sistemle hareket ediyoruz. INTERPOL, UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşlarla kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde yalnızca geçmişte kaçırılmış eserlerin iadesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yeni kaçakçılık faaliyetlerinin önüne geçecek önleyici mekanizmaları da güçlendiriyoruz. Bu kararlı yaklaşımın en somut sonuçlarından biri, ülkemize kazandırdığımız eserlerdir. 2002 yılından günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık. Bu başarı asla bir tesadüf değildir. Ortaya koyduğumuz bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası iş birliklerinin ortak sonucudur" diye konuştu.

"Bu teslim hukukun, saygının ve ortak değerlerimizin de somut bir tezahürüdür"

Melek heykelinin teslimiyle ilgili konuşan Bakan Ersoy, "Bugün burada toplanmamıza vesile olan melek figürü de kültür varlığı kaçakçılığıyla yürüttüğümüz mücadelenin somut örneklerinden biridir. Bu eser, 2004 yılında Denizli İl Emniyet Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği bir operasyonla ele geçirilmiş; yapılan incelemeler sonucunda İstanbul Heybeliada’daki Aya Yorgi Manastırı’nın bahçesinden çalındığı tespit edilmiştir. Eserin gerçek kökeninin belirlenmesinin ardından, adli süreçler titizlikle takip edilmiş; yargı makamlarının verdiği karar doğrultusunda bu kıymetli eser uzun yıllar güvenli şartlarda muhafaza edilmiştir. Bugün ise yürütülen hukuki süreçlerin tamamlanması ve Fener Rum Patrikhanesi ile sağlanan yapıcı diyalog neticesinde, bir suç sonucu yerinden edilen bu eseri ait olduğu yere teslim ediyor olmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu teslim bir eserin yerine dönmesi, kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğu kadar hukukun, saygının ve ortak değerlerimizin de somut bir tezahürüdür" dedi.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.