Tarihçi, şair, müzisyen ve hattat Prof. Dr. Şahin Uçar, "Kitabına Göre Konuşalım" programında, kültür, tarih ve sanat üzerine değerlendirmelerde bulundu. Uçar, kufi yazının yalnızca bir el becerisi değil, güçlü bir kompozisyon sanatı olduğunu vurguladı.
Tarihçi, şair, müzisyen ve hattat Prof. Dr. Şahin Uçar, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen "Kitabına Göre Konuşalım" programında, kültür, tarih ve sanat üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. "Kufi Script and Philosophy of History" adlı çalışması dolayısıyla gerçekleştirilen programda konuşan Uçar, kufi yazının yalnızca bir el becerisi değil, güçlü bir kompozisyon sanatı olduğunu vurguladı. Bu yazı türünün dikkat, sabır ve estetik idrak gerektirdiğini belirten Uçar, yetkinliğin uzun yıllara yayılan bir birikimle mümkün olduğunu ifade etti.
Kendisinin çok kıymetli hocalardan ders aldığını dile getiren Uçar, Osmanlı kültürünün önemli temsilcilerinin yetiştirdiği bir gelenekten geldiğini belirterek, "İmparatorluk bakiyesi çok önemli bir mirastır. Ancak son dönemde bu kültür büyük ölçüde ortadan kalktı; kültürel alanda ciddi bir sığlaşma ve daralma yaşanıyor. Kültürsüzleşme ve dejenerasyon Türkiye için önemli bir meseledir" dedi.
Tanzimat sürecine de değinen Uçar, bu dönemi "sahte bir biçimlenme" olarak nitelendirerek Batı taklitçiliğinin kalıcı bir katkı üretmediğini vurguladı. Modern çağın teknolojik gelişmelerine de değinen Uçar, özellikle yapay zeka konusunda temkinli bir yaklaşım ortaya koydu. Uçar, teknolojinin her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığını belirterek, geleneksel kültürden uzaklaşmanın insanlık açısından ciddi bir kayıp olduğunu ifade etti.
Hat sanatındaki gelişim sürecine de değinen Uçar, Kemal Batanay ve Hamit Aytaç gibi büyük ustalardan ders aldığını belirtti. Sülüs ve talik yazıda icazet seviyesine ulaşamadığını ancak kufi yazıda önemli bir ilerleme kaydettiğini ifade etti.
Kufi’nin yeri
1970’lerden bu yana kufi yazı alanında eserler verdiğini söyleyen Uçar, 70’in üzerinde çalışmaya imza attığını belirtti. Bu çalışmaların bir kısmının müsvedde, bir kısmının ise sipariş üzerine hazırlandığını ifade eden Uçar, kufi yazının İslam medeniyeti içindeki yerinin tarih bağlamında ele alınması gerektiğini vurguladı. Eserlerinin izinsiz kullanıldığını gördüğünü dile getiren Uçar, hazırladığı kitapla birlikte çalışmalarını kayıt altına aldığını belirtti. Bu yönüyle eserin hem teorik hem de sanatsal bir bütünlük taşıdığını ifade etti.
Programın kapanışında konuşan Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı da, Prof. Dr. Şahin Uçar’ın ilim ve sanat dünyasındaki müstesna yerine dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi mezunu olan Uçar’ın hem yurt içinde hem de yurt dışında akademik faaliyetlerde bulunduğunu belirten Bıyıklı, onun tarih felsefesi alanında önemli bir birikime sahip olduğunu ifade etti. Gençlik yıllarında Süheyl Ünver, Kemal Batanay, Hamit Aytaç ve Münir Nureddin Selçuk gibi isimlerden dersler aldığını hatırlatan Bıyıklı, bu birikimin Uçar’ın çok yönlü kişiliğini şekillendirdiğini söyledi.
Uçar’ın klasik ve modern şiir alanında da eserler verdiğini belirten Bıyıklı, aruz vezniyle yazılmış bir divana sahip olmasının onu çağdaş edebiyat içinde ayrıcalıklı bir konuma taşıdığını ifade etti. Konuşmasının sonunda Uçar’ın dil zenginliğine de değinen Bıyıklı, Türkçenin farklı lehçelerinin yanı sıra İngilizce, Farsça, Arapça, ayrıca bir ölçüde Rusça ve Latince bildiğini vurguladı. Uçar’ın yaşayan insan hazinelerimizden birisi olduğunu söyleyen Bıyıklı Türk okurunun son eserine gereken ilgiyi göstereceğine inandığını ifade etti.
İki saat süren program soru cevap bölümünün ardından sona erdi.