Haber Manşet Gazetesi

İran savaşında birinci ay geride kaldı

ASAYİŞ

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran ile nükleer konulu müzakerelerin yapıldığı süreçte başlattığı sürpriz saldırılar ile başlayan İran savaşı, birinci ayını doldurdu.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran ile nükleer konulu müzakerelerin yapıldığı süreçte başlattığı sürpriz saldırılar ile başlayan İran savaşı, birinci ayını doldurdu.

ABD ile İsrail’in saldırıları ve İran’ın dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasıyla birlikte küresel ekonomiyi baskı altın alan savaş, birinci ayını doldurdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın "yoldan kısa bir sapma" olarak tanımladığı, fakat kara operasyonu ihtimalinin giderek daha güçlü bir şekilde gündeme geldiği çatışmanın sonu görünmezken, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, yüksek enflasyon ve kıtlık endişeleri artıyor. Savaştan önceki aylar içerisinde ABD Hazine Bakanlığı’nın finansal enstrümanlarıyla İran ekonomisini hedef alarak kur şokuna neden olması, kanlı sokak protestoları ve Körfez bölgesinde tarihte eşine az rastlanan askeri yığınak ile işaretlerini veren savaş, ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihindeki saldırıları ile resmen başladı. ABD ve İsrail savaş uçakları, savaşın başlamasının hemen ardından savaş suçu işlemiş ve İran’ın güneyindeki Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’nu hedef almıştı. Saldırıda 165’ten fazla kız öğrenci hayatını kaybetmişti.

Saldırılarda İranlı üst düzey yetkililer hayatını kaybetti

ABD ve İsrail tarafından İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin de aralarında bulunduğu üst düzey İranlı yetkililerin savaşın hemen başında öldürülmeleri ile birlikte İran adına büyük bir şok dalgası ve ağır bombardıman ile başlayan savaş, ABD’nin Venezuela’ya gerçekleştirdiği müdahale ile ulaştığı hızlı rejim değişikliği senaryosundan oldukça uzak bir şekilde devam etti. İran’da büyük bir yıkıma neden olan savaş, ülkede üst düzey liderlerin ölümünün yanı sıra ülkenin donanması ve hava savunma kapasitesini büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. İranlı yetkililere göre ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu sivil olmak üzere 2 bin kişi hayatını kaybetti.

Körfez ülkelerine misilleme saldırı

İran ordusu, 28 Şubat’ta kendi topraklarına yönelik başlatılan ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn, Ürdün, Umman, Irak ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde ABD ve İsrail bağlantılı noktalar ile enerji tesisleri ile altyapıya yönelik saldırılar düzenledi. İran’dan gönderilen füzelerden birkaçı Türkiye’deki NATO hava savunması tarafından engellendi.

İran, Hürmüz Boğazı’nı abluka altına aldı

İran’ın verdiği karşılık da dünya genelinde hissedilen sonuçlar doğurdu. Bugün barış sağlansa dahi zincirleme etkileri devasa olacak adımlar çerçevesinde İran, füzeler ve insansız hava araçlarıyla dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği hayati bir ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı’nı abluka altına aldı. Aynı zamanda Körfez ülkelerindeki petrol ve gaz tesislerine saldırılar düzenledi.

Savaş küresel ekonomiyi sarstı

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yanı sıra Basra Körfezi’ndeki rafineriler, boru hatları, gaz sahaları ve tanker terminallerine yönelik devam eden saldırılar, küresel ekonominin aylarca, hatta yıllarca sürecek zorlu bir döneme gireceği endişesine neden oldu. Körfez’deki bazı ihracatçı ülkeler, boğaza erişim olmadan petrollerini gönderecek yerleri olmadığı için üretimi azalttı. Günde 20 milyon varillik kayıp sonrasında Uluslararası Enerji Ajansı, durumu "küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi" olarak tanımladı. Brent petrolün varil fiyatı, savaş öncesindeki yaklaşık 70 dolar seviyesinden cuma günü itibarıyla yaklaşık 105 dolara yükseldi. Dünya azotlu gübre ihracatının yüzde 40’a yakının da geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, ayrıca ileride yaşanacak bir gıda krizi endişesine neden oldu. Savaşın başlamasından bu yana üre fiyatları yüzde 50, amonyak fiyatları ise yüzde 20 oranında arttı. Bu durum kullandığı gübrenin yüzde 85’ini ithal eden Brezilya ve tarım üretimi için gaza ihtiyaç duyan Mısır gibi ülkelerde üretimin aksaması tehdidi doğurdu.

"Bu kriz bu yönde devam ederse, hiçbir ülke bunun etkilerinden muaf kalmayacak"

Savaş aynı zamanda doğal gazın bir yan ürünü olan ve çip üretimi, roketler ve tıbbi alanlarda kritik öneme sahip olan helyum arzını da etkiledi. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, 23 Mart’ta yaptığı açıklamada, "Bu kriz bu yönde devam ederse, hiçbir ülke bunun etkilerinden muaf kalmayacak" dedi. Birol, petrol ve doğal gaz için rekabetin yüksek fiyatlarla sonuçlanacağı ve en ağır darbeyi enerji kıtlığı ile karşı karşıya kalacak yoksul ülkelerin alacağına işaret etti. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yol açtığı krizden en fazla buradan geçen petrol ve LNG’nin yüzde 80’inden fazlasını kullanan Asya ülkeleri etkilendi.

İran’ın dünya sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) yüzde 20’sini üreten Katar’ın Ras Laffan Doğalgaz terminalini vurması, ithal ettiği doğal gazın büyük bir kısmını Körfez’den alan Hindistan’da gaz kıtlığına neden oldu. LPG kıtlığı, bazı restoranların çalışma saatlerini kısaltmasına ve bazılarının geçici olarak kapanmasına neden oldu.

ABD ile Avrupa’nın arasının daha da açılmasına neden oldu

İran ile savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik tehditleri ve tarifeler konusundaki adımları nedeniyle ilişkilerinde kriz yaşayan ABD ve Avrupa’nın arasının daha da açılmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından ABD, savaşa paralel olarak küresel petrol tedarikinin güvence altına alınması konusuna odaklanırken, ABD’nin üs ve destek talepleri konusunda beklediği cevapları alamaması Trump yönetiminin Avrupa aleyhinde kullandığı tonu daha da sertleştirmesine neden oldu. İngiltere’nin üslerini ABD’ye açmakta geciktiğini ve bu durumun kendilerini zora soktuğunu söyleyen Trump, "bir Winston Churchill değil" ifadeleriyle tanımladığı İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ı yetersizlik ve kararsızlıkla suçladı.

Trump, benzer şekilde İran’a saldırılar konusunda kendilerine danışılmadığını ve "Bunun Avrupa’nın savaşı olmadığını" söyleyen Avrupalı müttefiklerini de eleştirdi. Gerilimlerin ardından Trump, ABD’nin Almanya’daki askeri varlığını tekrar değerlendirmesini, hatta "ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmayacaklarından emin olduğunu" söylediği NATO’dan çekilmesini düşünmesi gerektiğini söyledi.

"NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım"

17 Mart’ta ABD’nin NATO’dan çıkma ihtimaline değindiği açıklamasında Trump, "NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım. NATO için trilyonlarca dolar harcıyoruz fakat onlar bize yardım sağlamıyorlarsa o halde bunun değerlendirilmesi gereken bir mesele olduğunu düşünüyorum. (NATO konusunda) karar vermek için Kongre’nin karar almasına ihtiyacım yok. Muhtemelen biliyorsunuzdur, bu kararı kendim alabilirim" ifadelerini kullandı.

Rusya’nın konumu güçlendi

Ukrayna’da şubat ayında beşinci yılına giren savaş nedeniyle Batı ülkeleri tarafından siyasi ve ekonomik izolasyona tabi tutulan Rusya, ABD’nin piyasaya petrol arzını dengelemek amacıyla Rus petrolüne yaptırımları geçici olarak askıya alması nedeniyle durumdan yarar sağladı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, petrol fiyatlarının yükselişi ve yaptırımların askıya alınmasının Rusya’ya hizmet ettiğini ve Rusya’nın çıkarının Orta Doğu’daki savaşın uzun sürmesinde olduğunu ifade etti. Dün verdiği bir mülakatta Zelenskiy, "Eğer yaptırımlar kaldırılırsa Putin çok daha fazla para elde edecek ve bu parayı silahlara yatıracak" ifadelerini kullandı.

Ukraynalı lider, Rusya’nın İran ile Orta Doğu’daki ABD güçlerinin lokasyonlarına ilişkin istihbarat paylaşımında da bulunduğunu ileri sürdü. Çatışma, ekonomik açıdan Rusya’nın istifade sağlamasının yanı sıra İran’ın insansız hava aracı saldırılarına karşı Ukrayna’nın İHA’lara karşı savunma tecrübesinden yararlanmak isteyen Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasındaki savunma iş birliği açısından yeni ortaklıklar inşa edilmesi ile sonuçlandı.

Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan diplomatik girişim başlattı

Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, 30’uncu gününe giren savaşın sona erdirilmesi için Pakistan’ın İslamabad kentinde bir araya gelme kararı aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki gün sürecek görüşmeler çerçevesinde bugün Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ile bir araya geldi. İki gün devam edecek görüşmelerde Yemen’deki Husilerin de savaşa katılmalarıyla birlikte genişleyen savaşın sonlandırılması için atılabilecek adımlar ele alınacak.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.